|
Bildiklerim hiç de doğru değilmiş!
Şehir merkezinde yaşıyor olmamız; etrafta olup bitenlerden habersiz kalmamızı elbette gerekli kılmamalı. Önceki gün bir kooperatifin temel atma töreninde konuşan Konya Valisi Ahmet Kayhan ile Nevşehir Belediyesi tarafından düzenlenen “Kentlilik Bilinci ve Kentte Yaşam” konulu konferansa katılan Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek birbirine benzer sözler etti. Şehrin iki ileri geleni de Konya'nın sürekli gelişmekte olduğunu belirtti. Gelişme ve Konya denilince aklımıza yine şehrin merkezinin geldiği muhakkak. Fakat merkezde yaşanan bu canlılığın benzeri, 100-150 kilometre uzağımızdaki ilçelerde de yaşanıyor. Hatta bu canlılık o kadar ileri boyuta varıyor ki; ilçeler kabına sığmayarak hükümete il olma yönünde baskıda bulunabiliyor. Hafta sonu ziyaret ettiğimiz Ereğli hakkında bildiklerim hiç de doğru değilmiş. Biz şehirde yaşayanlar, burnumuzun dibini görmekten acizlendiğimiz için, kendimizi modern dünyanın nimetlerinden faydalanırken, ilçelerdeki insanları hala bir köylülük mahrumiyeti/mahkumiyeti içinde zannediyoruz. Ereğli'ye girer girmez karşılaştığımız doğalgaz çalışmaları, şehirli olan bizlerle ilçeli olan Ereğlililer arasında pek bir fark kalmadığını ortaya koyuyor. Konya şehir merkezi ile onun bir ilçesi olan Ereğli, neredeyse eşzamanlı olarak doğalgazı kullanmaya başlıyor. Aslında ilçe için artı bir puan olan bu durum şehir merkezindeki bizlerin gecikmişliğine de bir nevi atıfta bulunmuş oluyor. Ereğli Belediye Başkanı Ahmet Özdoğan, ilçenin misafirperverliğini yansıtan bir samimiyetle bizleri ağırlarken, göreve gelmesinin üzerinden geçen bir yılda yaptığı çalışmaların da altının çizilmesini istiyor haklı olarak. İçme suyu şebekesini gözden geçirdiklerini, kaçak su kullanma ile ilgili büyük mücadeleler verdiklerini, yıllarca ihmal edilen içme suyu klorlama tesislerini faaliyete geçirdiklerini, soğuk hava deposunun atıl durumdan kurtarıldığını, halde yapılan düzenlemelerle hal esnafının sorunlarını giderdiklerini belirtiyor bir çırpıda. Ereğli'nin modern bir kent olmasının yolunun alt yapıdan geçtiğini belirten Özdoğan, bunun için de 20 yılda alınamayan araçları göreve geldikten 7 ay gibi kısa bir süre içine belediyeye kazandırdıklarını anlatıyor. Bir yılda beş bakanın ziyaret ettiği Ereğli'de belediyenin yaptığı çalışmaların hepsini burada anlatmak güç. Fakat Ereğli'nin tanıtımı için yapılan 5. Kiraz Festivali'nin altını çizmemiz gerekiyor. Bu festivalle birlikte özellikle yerel turizmin Ereğli'ye yönlendirilmesi noktasında ciddi bir adım atıldığı açık olarak görülüyor. İlk yazılı tarım kaya anıtının bulunduğu İvriz'de, neredeyse ilk günkü haliyle duran İvriz Kaya Anıtı üzerinde “Ben hakim ve kahraman Tuwana Kral Warpalawas sarayda bir prens iken bu asmaları diktim. Tarhundas onlara bereket ve bolluk versin” yazdığını Araştırma Görevlisi rehberimiz Gülay Apa'dan öğreniyorum. Asmaları değil ama bugün kirazlarıyla ünlenen Ereğli'deki bu anıtın, bölgedeki toprağın verimine düştüğü işaret dikkate değer. Ereğli'de etkilendiğim Ulu Camii, Cemil Bey Konağı kadar içimi sızlatan bir hadiseyi Belediye Başkanı Ahmet Özdoğan'a da aktardım. Kanuni Sultan Süleyman döneminde Damat Rüstem Paşa tarafından Mimar Sinan'a, 1552'de Akhüyük'te Şehzade Mustafa'nın boğdurulmasından sonra Ereğlililere bir hediye olarak yaptırıldığı söylenen Rüstem Paşa Kervansarayı, 'Ne alırsan 1 milyon lira' tezgahlarıyla 'Şehzade Mustafa'nın kaderini yaşıyor. Gerçekten de Rüstem Paşa Kervansarayı, içini kuşatan alelade tezgahlarla boğulmuş durumda. Tarihi yapıları terk ederek değil ama, ruhuna uygun işletmelere teslim ederek değerlendirmek dururken, neden en alakasız işlere bulaştırılarak işkence edilir bilmem. Sahaflar çarşısı, bilemedin çay ve sohbet mekanı olarak daha bir canlılık kazanacak olan bu kervansarayın bugün yaşadıklarına buradan bir işaret düşmem belki de faydalı olur. Ahmet Bey de bana katıldığını söyledi. Lakin elbette, yerel yönetimlere tam anlamıyla teslim edilmeyen bu yapılarla ilgili kendilerinin de ellerinden şimdilik bir şey gelmiyor. Başta da söylediğim gibi: Konya ilçeleriyle birlikte sürekli gelişen bir kent. Fakat bizlerin bu gelişmelere sağladığı katkı bana kalırsa hiç de iyi bir düzeyde değil. Önümüzdeki haftalarda Ereğli'de gerçekleştirilecek olan Kiraz Festivali'ni bir fırsat bilerek Ereğli'ye giderseniz, Konya'nın ne denli büyük ve güzel bir şehir olduğunu daha net anlamış olursunuz. Ereğli Belediye Başkanı'na talip olduğu hizmetler için kolaylıklar diliyor ve teşekkür ediyorum.
Burun farkıyla Ereğli
Üstad Necip Fazıl’ın sevgisinin / ilgisinin göstergesi olarak Ata senfoni adlı eserini yazıp ilk baskısını da Türkiye Jokey Kulübünün yaptığını, Cengiz Aytmatov’un Elveda Gülsarı’sını, Köroğlu’nun Kıratını düşünürken, gözlerim; grup halinde bir o yana bir bu yana koşan küheylanları takip ediyordu. Üstadın Utansın şiirinin “Hey gidi küheylan koşmana bak, çatlarsan doğuran kısrak utansın” mısralarını biraz ürkek, biraz cilveli koşan atların ardından ünleyiverdim. Atın hâceti asliye olup; at, avrat, silah terkibinde ilk sırada yer almasının uyum düzenlemesinin ötesinde olduğunu da aklıma getirmiyor değilim. Ereğli pansiyonlarında 500 civarında atın yetiştirildiğini İngiliz atların iki yaşında, Arap atlarının üç yaşında yarışlara gönderildiğini anlatan pansiyoner Karayel’i anlatırken ses tonu ve yüz ifadesi değişiyor, gözleri parlıyor ve Karayel gibisi gelmedi, diyerek eskiye dalıp gidiyor. Karayel girdiği bütün yarışları kazanmış, hiç geçilmemişti. Son yıllarda yarış birincileri ve şampiyonlar Ereğli’de yetişen atlardan çıktı. Koşuların en büyüğü ve önemlisi, yılda bir koşulan Gazi koşusunun on beş kupasının Ereğli’de yetişen atların aldığını söylüyor, amma lâkin Karayel başkaydı, diyor. Beyliklere, Selçuklu’ya, Osmanlı’ya cins atlar yetiştiren Ereğli’nin bugün dünyanın dört bir yanına atlar göndermesinin bir yolu bulunmalı ve hâtta ilk atın kardeş şehir Kwanjin’e – G.Kore, Seul – hediye edilip adının da Karayel olmasının anlamlılığını belirtmem de bir mahsur olmasa gerek. Kanaatim o ki, Bolu Beyi seyisi Yusuf Ağa’dan şanına yakışır bir tay getirmesini istediğinde Anadolu’yu dolaşan seyis soylu ama çelimsiz tayı Ereğli’den götürmüştü. Çelimsiz tayı gören Bolu Beyi Yusuf Ağa’nın gözlerine mil çektirip tay ile birlikte sürgün etmişti. Oğul Ruşen Ali üzüntüsünü azmine kattı, tecrübeli seyis babanın bilgisiyle de gizlice bir ahırda tayı yetiştirdi. Birlikte yetişen tay ve Ruşen Ali oldu ünlü Kırat ve Köroğlu. Ünlenen Kıratı almaya gelen Bolu Bey’inin en güçlü adamını alt eden yiğit Köroğlu’nun; Çamlıbele süre idim yolunu, Altınlardan nallatayım nalını, Üç güzele dokutayım çulunu Alma gözlü kız perçemli kıratım, diyerek sevgisini, şükranını belirttiği Ereğlili asil Kıratının hakkını teslim ettiğini gösteriyor. Kıratı elbetteki yoldaşıdır, cenkdaşıdır, sırdaşıdır. Köroğlu gönlünü kaptırdığı Nigar’ın rızasızca beyin oğluna verildiği düğün günü yârini kaçırmaya geldiğinde kuşatmayı yarıp dalan sonra da Nigar’la kanatlanıp uçan Kırat’ın atasının Tuvana Kralı Varpalavas’ın diktiği asmaların üzümlerini yediğini, İvriz’in suyunu içtiğini, Herakliyye’nin serin ve temiz havasında koştuğunu biliyordu. O gün bugündür koşmaya ve yel gibi uçmaya devam etti. Hep önde gitti, hiç geçilmedi. Karayel koştukça kazandı, kazandıkça coştu, coştukça koştu.. Şimdi bütün atlar – hep önlerinde koşan – Varpalavas’ın atına, Alaaddin Keykubat’ın dorusuna, Köroğlu’nun Kırat’ına, Ereğli’nin Karayel’ine reverans ediyor. * Reverans : Fr.; Selam ve teşekkür için eğilme.
*** *** *** ***
*** *** *** *** *** ***
*** *** *** *** *** ***
*** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** ***
EREĞLİ. İÇİMDE BİR AĞRI. *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** ***
EREĞLİ ÜZERİNDEN... *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** ***
KAYALARIN GÖZYAŞI: İVRİZ PINARI Serin bir Mayıs sabahı, TYB Konya Şubesi’nin düzenlemiş olduğu Ereğli gezisi için hazırlandık. Gezimiz 10:05’te başladı. Yaklaşık iki saat süren yolculuğumuz önceki gezilerde olduğu gibi çok keyifliydi. Fıkra anlatanlar, şarkı, türkü söyleyenler, şiir okuyanlar... Yolculuğun sonunda Konya’nın pek çok ilçesinde olduğu gibi, köy olmaktan kurtulamamış bir ilçeyle karşılaşacağımızı zannederken; Ereğli, doğal güzelliği, tarihi zenginliği ve düzenli kent dokusuyla bizi karşıladı. İlçe merkezinden Hititlerin tarım anıtı olan İvriz Kabartması’nı görmek üzere gezimizin ilk durağı olan Aydınkent (İvriz)’e yöneldik. Bilindiği gibi İvriz, Hitit devletinin kurduğu Tuwana Krallığı’nın merkeziydi. Ve bu kabartma dünyanın en eski tarım anıtı olması sebebiyle de özel bir öneme sahiptir. İvriz’de kutsal olduğu varsayılan bir su kaynağı ve hemen yakınında yer alan kaya üzerine oyulmuş İvriz Kabartma’sı, yaklaşık 4.20 m. x 2.40 m. ölçülerinde olup, Geç Hitit sanatının anıtsal bir örneğidir. Burada bereket ve barış tanrısı Tarhundas ile ona dua eden Kral Warpalawas’ın başları ve bacakları profilden, gövdeleri ise cepheden tasvir edilmiştir. Saçları ve sakalları kıvırcıktır. Kıyafetleri ise döneminin özelliğine uygundur. Daha büyük boyutlu olarak işlenen Tanrı, Krala sağ eliyle üzüm salkımı, sol eliyle başak demeti uzatmaktadır. O’nun, Kral Warpalawas’a sunduğu üzüm salkımı ve buğday demeti bereketi simgelemektedir. Kral Warpalawas’ın adının Asur yıllıklarında geçmesinden, kabartmanın yaklaşık olarak M.Ö. 730 yıllarında yapıldığı anlaşılmaktadır. Kabartmada Hitit sanatının yanı sıra Asur, Arami ve Frig sanatının etkileri de izlenmektedir. Kabartmalarla ilgili bilgileri aldıktan sonra buradaki bir tesiste öğle yemeği için ara verdik. Şırıl şırıl akan suyun kenarında, mis gibi tereyağında kızarmış, oldukça lezzetli bir alabalık yedik. Yemek molasının ardından Ereğli’ye tekrar yöneldik. Burada yaygın bir görüşle Karamanoğullarına atfedilen Ulu Camii ve Osmanlı dönemi eseri olan Rüstem Paşa Kervansarayı’nı gezdik. Ulu Camii; doğu-batı doğrultusunda, enine dikdörtgen planlı, mihraba dik dokuz sahınlıdır. Üst örtüsü düz toprak damdır. İkisi kuzeyde, biri doğuda olmak üzere üç girişi bulunan cami, çift katlı dikdörtgen pencerelerle aydınlatılmaktadır. Kuzeydoğuda, sekizgen bir kaideye oturan minare, 40 m. Yüksekliğindedir. Kesme taşla inşa edilen minare, silindirik gövdeli, tek şerefeli ve şerefe altı mukarnaslıdır. Kaynaklarda minarenin aynı zamanda gözetleme kulesi olarak kullanıldığı belirtilmektedir. Bunun en önemli sebebi olarak ta, şerefedeki kapının kuzeye bakması gösterilmektedir. Sekizgen pabuç kısmında, sivri kemerli nişler açılmış ve kemerlerin üzerine rûmî motifleri işlenmiştir. Ayrıca nişlerin altında bir yazı kuşağı dolanmaktadır. Minare gövdesi 10 yatay kuşağa ayrılmıştır. Gövdenin külâh kısmında çini kalıntıları yer almaktadır. İç kısımda sahınları ayıran sütunlar devşirme olup, farklı başlıklara sahiptir. Kuzeyde, mihrap duvarına paralel mahfil yer almaktadır. Güney cephedeki mihrap ve hemen yanındaki minber orijinal değildir. Yapı oldukça sadedir. Yapının kesin tarihi bilinmediğinden, tarihleme noktasında değişik görüşler öne sürülmekte ve yapının Selçuklu eseri olabileceği belirtilmektedir. Ancak caminin vakfiyesinden anlaşıldığına göre, 860/1456 yılında, Karamanoğlu İbrahim Bey’in oğlu Mehmet Bey tarafından yaptırılmıştır. Rüstem Paşa Kervansarayı; Kanuni Sultan Süleyman döneminde, Damat Rüstem Paşa tarafından, Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Yapının basık kemerli girişinin üzerindeki kitabeliği boş bırakılmıştır. Tarihi belli olmamakla birlikte 1552’de Akhüyük’te Şehzade Mustafa’nın boğdurulmasından sonra yapıldığı belirtilmektedir. Kervansaray 54 m. x 29 m. ölçülerinde olup, doğu-batı doğrultusunda oldukça büyük bir alanı kaplamaktadır. Kapalı kısım kuzey-güney doğrultusunda, yan yana beş tonozla örtülmüştür. Yapı malzemesi olarak taş ve tuğla kullanıldığı görülmektedir. Osmanlı dönemi hanlarının bir özelliği olarak ocak sistemi ve bacaları bulunmaktadır. Günümüzde özgün işlevini yitiren kervansaray, çarşı olarak kullanılmaktadır. Tarihi yapıları bunlarla sınırlı kalmayan Ereğli’nin merkezinde ve köylerinde başka eserlerde görmek mümkündür. Ereğli Eski (Şifa Hamamı) Hamam, Cağaloğlu Bedesteni, Şeyh Şihabüddin Sühreverdi Manzumesi bunlardan bazılarıdır. Tarihi yapıların ardından kendimizi Atatürk Parkı’nda eski Meram bağlarını aratmayacak kadar güzel, koyu bir yeşilin arasında bulduk. Geniş bir mera içinde koşturan atlar bizi farklı bir âleme götürdü ve hepimiz rüzgârda süzülürcesine koşan, yele ve kuyrukları savrulan bu asil ve güzel varlıkları fotoğraf karelerimize sığdırabilmek için adeta zamanla yarıştık. Buradan ayrılmamız güç olsa da bu kadar güzelliği bir güne sığdırmak zorunda olan ekibimiz biraz da içini bir bardak sıcak çayla ısıtabilmek için havuz kenarında mola verdi. Havuzda yüzen ördeklerin sevdasına düşüp kenardaki masaya yönelen bizlere gruptan kopmanın cezası bir bardak soğuk çay oldu. Akşamın serinliğine daha fazla dayanamayan ekibimizle, yemek için kapalı bir mekana geçtik. Sohbeti akşam yemeğinden daha doyumsuz olan bu mekandan geride çok güzel anılar ve yaşanılası anlar bırakarak Konya yoluna düştük. Ve hepimizin belleğinde sıcak bir gezinin hatıraları kaldı. İvriz’in suyundan, Ereğli’nin havasından mıdır bilinmez bütün ekip günün bu geç saatine rağmen sabahki enerjisini hiç kaybetmeden şarkı ve şiir dolu yolculuğunu sürdürdü. Yaklaşık olarak 23.40’ta “Konyamız”a ulaştık. Daha öncede belirttiğimiz gibi serin bir havada gerçekleştirdiğimiz Ereğli gezisi, geziye katılanlardan olsa gerek, çok sıcak bir biçimde tamamlandı. Gezi ekibinden bazı arkadaşların gece meydana gelen depremi hissetmemeleri de gezinin dolu dolu geçtiğinin bir delili sayılabilir. Bize bu güzel günü yaşatanlara teşekkür ediyoruz. Akşehir gezisinde buluşmak dileğiyle… *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** ***
HERAKLE - ERKİLİ - EREGLİ ... "Ben hakim ve kahraman Tuvana Kralı Warpalawaş,sarayda bir prens iken bu asmaları diktim,Tarhundas onlara bereket ve bolluk versin." Bu açıklama Tuvana ülkesinin krallarından Warpalawaş tarafından Ereğli İvriz'de bir kayanın üzerinde hiyeroğlif yazısıyla yazılmış (M.Ö. 800). Bereket tanrılan Tarhundas ve kralın kabartmaları kayanın üzerine oyulmuş, öyle etkileyici bir yerdeki.Ereğli'ye gidip bu kaya anıtını mutlaka görınek gerekiyo. Halkapınar ilçesine bağlı Aydınköy içinde bulunan bu kaya kabartmasını gördükten sonra etrafınıza göz gezdirdiğinizde her tarafın su içinde bir cennet olduğunu görüyorsunuz. İvriz'e gelmeden önce, yolların her iki tarafı yemyeşil kiraz bağlarıyla dolu. İvriz'e geldiğinizde ise gözünüzün görebildiği her yer derelerle çevrili, Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nde bu suyun fışkırdığı pınardan Peygamber pınan olarak bahsetmiş.O kadar ilginç ki gittiğinizde bu pınar bir yerden fışkırmış zamanla birkaç yerden daha ortaya çıkacakmış dediklerine göre de su hiç azalmaz, bahar ayları ortaya çıkarınış. Bu suyun etrafındaki çamur Evliya Çelebi'ye göre dertlere deva olduğundan Erkili yani Er çamuru deniliyorınuş. Ereğli'nin isminin buradan geldiği rivayetler arsında. İvriz Kabartınasının etrafı pınar ve çağlayanlarla çevrili. Ereğlili şair Cemali'nin su ve Ereğli hakkındaki medhiyesinde bu yeri şu iki mısra ile açıklaması gerçekten çok manidar. Didiler ol pınara şimdi İvriz Ne hikmettir ki akar böyle tiz tiz Kral Warpalawaş'ın Tanrı Tarhundas'tan istediği dua herhalde kabulolmuş ki Ereğli yemyeşil ve toprakları bereketli. Kral, Tarhundas 'tan bereket istemişti. Dileğin yerini isabetli seçmiş. İnsan buraları gördükçe Krala hak verınemek elde değiL.Derelerin etrafında balık lokantaları var çok şirin ve ortamı ferahlatıcl.Görıneyenler ve gitmek isteyenler için kaçırılmayacak bir yer.Tarih ve doğa iç içe, huzur verici.Memnuniyetle tavsiye ederim. Ereğli sadece İvriz'den ibaret değil,Atatürk Kültür Parkı muhteşem bir güzellik sergiliyor gözümüze. Öncelikle çok güzel dizayn edilmiş,her yer ağaç ve yerler çimen. O kadar geniş bir alana yayılmış ki insan hiç slkılmıyor. Piknik alanları da var.Konya'da böyle bir yer yok. En önemlisi at haraları mevcut. Atlarl otlarken seyredebilme keyfine erişiyorsunuz. Özgürce koşmaları sizi de alıp götürüyor bir yerlere... Ereğli, ilçe olarak kendini aşmış durumda yada bana öyle geldi. Çünkü bu konuda belediye başkanının çalışmaları gerçekten çok güzel ,insanda gayret intibası uyandırıyor. Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi'nın beşincisini düzenlediği 14 Mayıs'taki Ereğli Gezisi Ereğli'yi tanımamız ve çevremize gezilip görülmesi açısında da tavsiye edilmesi bakuuından gerçekten yararlı oldu. Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi'ne teşekkür ediyorum. Bu güzellikleri yaşattığı için... . Ereğli'yi mutlaka gidin ve gezin tebessümle döneceksiniz.. *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** ***
Arkadaşla Yol Çabuk Bitermiş TYB yıllık Çalışma takviminde “Yazılacak Çok Şeyimiz Var” başlığı altında yıl içine yayılmış çevre gezileri var. Bu gezilerin ilki, geçtiğimiz 14.05.2005 Cumartesi günü Konya’mızın büyük ilçelerinden Ereğli’ye gerçekleştirildi. Ben bu gezinin başından sonuna kadar okuyucularımla paylaşmak istediğim birçok güzelliği yaşadım. Edebiyatımızda gezi yazıları bilindiği gibi ayrı bir türdür. Köşemin müsaadesi doğrultusunda tahammül gösterebilecek okuyucularım için Ereğli’mizin birçok doyumsuz güzelliğinden bahis açacağım. Ereğli de; yeşil tabiat, çömert toprak, Kaylardan fışkıran şifalı sular, mutlu ve çalışkan insan, geleceğe umutla bakan bir Belediye başkanı bulduk. Cumartesi sabahı saat 09.10 da TYB önünde önceden planlandığı gibi geziye katılacak olan misafirler toplandı. Bu arada Organizatör sıfatı ile Hâkimiyet Yazı İşlerinden Sorumlu Müdür Mehmet Ali Köseoğlu, tebessüm ederek aramıza geldi. Cep telefonu ile birilerini aradı. ‘Ulaşılmıyor!..’ falan dedi. Birkaç denemeden sonra Otobüsle irtibat kuruldu. Mehmet Ali Köseoğlu’nun ardından TYB Konya Genel Merkez Sekreter Yardımcısı ve Konya Başkanı Ahmet Köseoğlu da geldi. Otobüsün birazcık gecikeceğini bu arada Ereğli Belediye Başkanı Ahmet Özdoğan ve Kaymakam Cevdet Can’a Gezinin anısına takdim edilmek üzere TYB geçmiş yıllarda yapılan çalışmaların kitaplarından oluşan Bir seriyi hediye olarak paketlenmesi işi ile Ahmet Köseoğlu ilgilendi. Bu arada iki Köseoğlu’ndan söz edeceğiz. Bunların aralarında soyadı benzerliğinden başka bir akrabalık söz konusu değildir. M. Ali Köseoğlu aslen Kayserilidir. Şair ruhlu, duygusal bir yapıya sahip olan kardeşimiz başarlı bir şekilde Hakimiyet gazetemizin Yazı İşleri Müdürlüğü’nü yapmaktadır. Ahmet Köseoğlu’nu tanırsınız. Halil Ürün’ün belediye başkanlığı döneminde Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlükleri’nde bulunduktan sonra, Mustafa Özkan döneminde de Meram Belediye Başkan Yardımcısı olarak görev yapmıştı. Şu anda Adliye Sarayı ile tramvay yolunun arasındaki Selçuklu Kümbetin alt tarafındaki eski iki katlı restore edilmiş ahşap Konya evinde bulunan TYB Konya Şubesi’nin Başkanlığını yapmaktadır. Az gecikmeli de olsa Lüx Ereğli Seyahat otobüsünde yerimizi alarak güzel güneşli bir cumartesi sabahında Ereğli’ye gitmek üzere yola çıktık. Çevre yolunu aşıp Ereğli yoluna otobüsümüz düşünceye kadar, yolcuların ağzı kıpır kıpırdı. Malum ülkemizde trafik terörüne çok kurban verildiğinden yolculuklara çıkarken mutlaka dualar okunur. Yanımda oturan Hüseyin Seleş de uzun dua okuyanlardandı. Bana da ayrıca söylemeyi ihmal etmedi. “Ben duayı bitirdikten sonra sohbet ederiz hocam kusura bakmayın” dedi. Ben de normal olan bu durumu ‘normal’ karşıladım. Yolculuğumuzun iki saat süreceğini biliyordum. Fakat arkadaşla yol çabuk biter derler ya, bu yolculukta hemen bitecek bir yolculuk gibi görünüyordu. Ahmet Köseoğlu ve iki güzel kızları ortamı hemen yumuşatarak ve yol gerginliğini bir anda yol eğlencesine dönüştürüverdiler. Ben Ayşe Tuba Köseoğlu’nu TYB’nin avlusunda ilk gördüğümde sıcak bir merhaba için “Hava güzel gök mavi, Okula giden enayi” demiştim. Otobüste yazar şair ağabeyleri ile bu ayağı hemen şiire çevirmişler ve babasından izin isteyerek yazdıkları şiiri okudu “Hava güzel gök mavi./ Okula giden enayi./ Okula da gitmeyenin;/ Olur sonu sanayi.” Ahmet Köseoğlu, yolcuları tek tek süzdükten sonra Hâkimiyet gazetesi yazarlarımızdan İsmail Özkan’a laf atmadan edemedi. “İsmail bu aralar aşka biraz ara verip Ereğli’yi yazacak inşallah” dedi. İsmail ve arkadaşlar hepimiz gülerek ona katıldık. Otobüsümüz yola koyulmuşken yoldaki hükümetin vaat ettiği çift yol çalışması gözden kaçmıyordu. Bu çalışmada epey de mesafe alınmışa benziyordu. Ereğli yolu kazanın yoğun yaşandığı yollardan biridir. Çünkü yolun engebesiz ve düz oluşu şoförleri gevşetiyor ve dikkatlerinin yoldan uzaklaşmasına sebep oluyordu. İnşallah bu çalışma ile anneler gözyaşı dökmeyecek, Çocuklar baba yolu gözlemeyecek, rahat bir şekilde korkusuz gidilip gelinecek. Gezimizin bilgilendirme sorumluluğunu Selçuk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Araş Görevlisi Gülay Apa tarafından yapılacağını anons eden Ahmet Köseoğlu kendisini mikrofona davet etti. Davet üzerine mikrofona gelen Gülay Apa katılımcıların tümüne hayırlı yolculuklar diledi. Yolda fıkralar, espriler, yapıldı. Sıra Çoban Ozan İsmail desteliye geldi. Mikrofona çağrıldığında çoktan şiirini hazırlamıştı. “Biraz gecikip yola düştük./Gevrek yedik sular içtik./ Sanki kanatlanıp uçtuk./ Bizler Ereğli’ye varacağız” diyerek uzunca bir şiir okudu. Büyük alkış aldı. Yarın: Ereğli’de Bizi Bekleyenler. *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** ***
EREĞLİ’DE BİR CUMARTESİ Güzel dostlukların birleştiği bir yolculuk bu... Kültür paylaşımının olduğu gezide gidilen yer Ereğli... Türkiye'deki en büyük ilçelerden birisidir, coğrafi konumu , nüfusu ve şehirleşme düzeyi bunu bize kanıtlar. Yemyeşil örtüsüyle bizi karşıladı bahçeler. Baharın esintilerini taşıyan havasıyla İvriz'i kucakladık. Torosların eteğindeki bu küçük ama önemli köy, anılarda her zaman yerini alacak. Hititlerin eski yerleşim yeri olması, Hitit kabartmasında Hattuşaş'ın tanrıdan asma (üzüm) fidesini almasını konu eden kabartma, tanrının söylevinde olduğu gibi bereketli topraklarda üzüm yetiştirileceğini konu alır. Dünyanın dört bir yanından turistin ilgisini çeken bir kabartma yurdumun her köşesinin ne kadar önemli olduğunu vurgular. Su... İvriz suyu... Bu kadar lezzetli ve soğuk suyun pınarlardan çıkısını hayranlıkla izledik ve tabiatın suyla anlam kazandığını, yeşil bahçeler ve alabalıklarla bir kez daha gördük. Kurulan alabalık çiftlikleri ve baraj suyun değerlendirildiğini gösteriyor. Sarıca ve İvriz’deki bahçelerin birer kiraz cenneti olduğunu öğrendik. Buradaki beyaz kirazın İtalyanlar tarafından satın alınarak ihraç edildiğini ve patentinin de alınacağını öğrendik. Ayrıca kiraz festivali de Temmuz ayında bizleri bekliyor. İvriz dönüşü Torosların eteğinde eski İvriz Köy Enstitüsü, Öğretmen Lisesi, Anadolu Lisesi, Polis Okulu ve S.Ü. Meslek Yüksek Okulları gezildi. Okuma-yazma oranının ilçede çok yüksek olusu insanların ne kadar bilinçli olduğunu gösteriyor. Ünlü İstasyon caddesi şehrin ne kadar gelişmiş olduğunun simgesi, Kwangjin parkını Koreli kardeşlerimiz Ereğlilere hediye etmiş, kardeş şehir olmuşlar. Korede şehit olan yüzbaşının esiyle görüşülerek başlamış her şey...Yıllar sonra ki iade-i itibar... Ersu meyve fabrikası, Sümerbank kumaş fabrikası, Şeker fabrikası, Tekstil, Süt ve süt ürünleri fabrikaları Ereğli’nin sanayisi için ipuçları veriyor bize. Meram’ı, Hatıp’ı bize unutturan Atatürk Kültür Merkezi,yüzme havuzu,tenis kortları, yürüyüş yolu,futbol sahaları, yarış atları yetiştirilen haralarıyla, yapay göller ve her renk yeşiliyle, sizi kucağına alıyor ve Ereğli'den unutamadığımız görünümlerle ayrılıyoruz. Ereğli Belediye Başkanımız Ahmet ÖZDOĞAN'ın bu geziye katkıları, organizasyondaki kusursuzluk Ereğli gezisinin basarisini arttırıyor ve tekrar gelmek için heveslendiriyor. Teşekkürler Başkanım; yurdumun böyle güzel ve nezih bir ilçesinin çağdaş koşullarda gösterdiği gelişme O'nu farklı bir yere koyuyor. *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** ***
ÜÇÜNCÜ ŞEHİRİN(1) İNCİSİ EREĞLİ KENTİ yada KALBİM EREĞLİDE KALDI ! Türkiye Yazarlar Birliğinin çalışmalarını 1982 yılında Milli Türk Talebe Birliğinin İstanbul Feriköy Konya Öğrenci Yurdunda kalmakta iken hediye edilen kültür-sanat yıllıklarıyla tanıştığım günden itibaren izliyorum. TYB Konya Şubesi Başkanlığının etkinliklerine 2001 yılından itibaren aktif olarak iştirak ediyorum. 14.05.2005 günü Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi Başkanlığı tarafından 2005 yılı etkinlikleri kapsamında planlanan “Ereğli İvriz Kaya Kabartmaları” konulu gezi proğramına katıldım. TYB Konya Şube Başkanı sayın Ahmet Köseoğlu ve değerli yönetim kurulu üyeleri engin bir mütevazilikle çalışmalarını sürdürmekteler. TYB Konya Şubesi otantik stilde mevcudiyetini koruyabilen nadir memleket evlerinden birinde kentin sosyal kültürel ve edebi yaşantısına arzettiği çeşitli etkinliklerle hem üyelerini bir araya getiriyor, hemde birikimlerini toplumla paylaşmak isyeyen kişi ve kuruluş temsilcileri ile bu kültür halesinin etrafa sunduğu yakamozlarla “dolu zamanlarda” etkileşimde bulunmak isteyen benim gibi okur ve izleyicilerle ivazsız ve garazsız bir platform niteliği gösteriyor. Ereğli gezi proğramının dolu dolu geçmesinde TYB Konya Şubesinin etkinliğine ev sahipliği yapan Ereğli Belediyesi Başkanı ve İnşaat Mühendisi sayın Ahmet ÖZDOĞAN' ın engin misafirperverliği ve dinamik kişiliği ile Kültür Müdürü sayın Fethi DİNÇER bey ve personelinin ayrı bir katkısı oldu. Kültür Müdürlüğü tarafından birinci elden bizlere sunulan bilgiler ve Ereğli belediyesi kültür yayınlarında yer verilen bilgiler belleklerimizde ayrı bir yer tuttu . Proğram kapsamında başlıca gezilen ve görülen yerler arasında İvriz köyü, İvriz Kaya anıtı, Ereğli Meslek Yüksek Okulu, Kwanjin Güney Kore-Ereğli kardeşlik parkı ve Kültür Park yer aldı. Kültür Park deyince kısa bir parantez vermek isterim; Gerçekten ismiyle müsemma 1500 kişilik amfiteatr, futbol-basketbol-voleybol sahaları, olimpik havuz, yeşilin ve yöreye özgü flora faunanın tablo güzelliğinde buluştuğu ağaçlandırma tarzı, cins yarış atlarının yetiştirildiği At harası, yürüyüş parkurları, piknik alanları, kameryalar ile başta Konya Büyükşehir Belediyesi olmak üzere ülkemize ve dünyaya entegre regreasyon alanı yapılanması için örnek teşkil ediyor. Tematik gezi ve seyahat odaklı proğramda bizlere Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi ve Sanat Tarihçisi sayın Gülay APA mihmandarlık yaparak İvriz köyünde bulunan dünyanın ilk yazılı tarım anıtı olan kabartma kaya anıtına ve yazıtına yönelik bilgilerimize açılım getirdi. Sayın APA M:Ö 1200-742 tarihleri arasında yörede egemen olan Tuvana krallarından Warpalavas tarafından yapılan anıt bağlamında temel karakterleri olan bereket tanrısı ve ona ibadet eden kral figürleri, yazıt içeriği ve giyim-kuşam biçimlerinden yola çıkarak dönemin sosyal-ekonomik yaşantı biçimlerine de ışık tutan anıtın tarım ürünleri ve tekstil sektörünede ışık tuttuğunu katılımcılara aktardı. Sayın APA tarafından bilgilendirildiğimiz gezi proğramında tarihsel arkaplana sahip ikinci bir mekan ise Ereğli kent merkezinde bulunan Ulu camii ve Rüstem Paşa Kervansarayı oldu. Karamanoğulları Beyliği döneminde yaptırılan Ulu camii gözetleme kulesi olarak da kullanıldığı rivayet edilen 40 metre uzunluğundaki ilginç dizaynı ve bol sutünlü cami mimarisi ile dikkat çekti. Rüstem Paşa(2) Kervansarayında ise tarihi bir anekdotu paylaştık. Kanuni Sultan Süleyman'ın türkmen asıllı (!?) oğlu Şehzade Mustafa' nın 1552 yılında Ereğli kent merkezine 3-5 km uzaklıkta bulunan Akhüyük' te padişah otağında öldürülmesi hakikatı ile bir tür “timsah gözyaşları” kabilinden Ereğli halkına Kanuninin sadrazamı ve damadı Rüstem Paşanın bir lütfü olarak yapıldığı rivayet edilmektedir. İkinci olarak Rüstem Paşa Kervansarayından yola çıkarak önemli bir yaramıza değinmek istiyorum. Döneminde ticaret yolları üzerinde konaklama ve yol güvenliği sağlamak amacıyla yapılan kervansaraylar ve benzeri binalar , bugün yapılış amaçlarına ya ters biçimde kullanılıyor ya da metruk bir vaziyette geçen zamana tanıklık etmeye devam ediyor. Halihazırda mimarlarımızın, inşaat mühendislerimizin ve jeololoji mühendislerimizin zemin etüdü, bina tasarımı, kullanım amaçlarına uygunluk noktasında 21.yüzyılın gerektirdiği olanaklarla özgün mimari örnekleri sergileyemediği bilinen bir gerçek...Yapılması gereken tüm tarihi eserlerimizi başlangıçta öngörülen konaklama-dinlenme-güvenlik-eğitim vb. Yapım amaçlarını ve bugünün insanının aynı türden gereksinimlerine karşılık gelecek biçimde sivil ve resmi toplum tarafından restorasyon politikası oluşturup uygulamaktır. Ereğli Rüstem Paşa Kervansarayının bugünkü kullanımına baktığımızda Mimar Sinan'a ve mimari usluba ihanet sayılabilecek bölmeler/düzenlemeler ve 1 YTL işporta tezgahları karşımıza çıkmaktadır. Yolculuk boyunca yaşanan bir diğer güzellik ise katılımcıların birbirleriyle olan diyaloglarını, tanışıklıklarını ziyadeleştirmeleriydi. Klasik yolculuklarda -mesela öğrenci gezileri- yaşanan sahne-mikrofon diyalogları, atışmalar ise geçmiş ve gelecek arasında bugüne yansıyan nostaljik bir esinti oldu. Ereğli'den bahsederken yazı boyunca “kent” sıfatını bilinçli bir şekilde kullandım ki; Bu gezide yetkililerden ve yerel sohbetlerden edindiğimiz bir diğer izlenimde Ereğli'nin yönetsel olarak ve sıradan bir ilçe hüviyetinde görülmekten ve İl teşkilatına geçememenin doğurduğu ekonomik ve sosyal olumsuzluklardır. 120 bin nüfusuyla, Organize sanayi bölgesinde bulunan 71 sanayi kuruluşu, 7 bölümlü 1100 öğrencili Meslek Yüksek Okuluyla, Polis MYO, 35.513 öğrencisiyle, 4500 dolarlık GSMH ile,% 91 okur-yazarlık oranı ile, Endüstriyel Sanayi Fuarı ile, Kiraz festivali ile ve modern mimarisi, çağdaş görünümü ve geleneklerini birlikte sürdürebilen muhteşem uyumu ile “KENT” sıfatını birçok büyükşehirden ve kendisinden küçük 32 ilden ve kıyas kabul etmeyecek derecede küçük bir çok ilçeden daha çok hakediyor. Rahmetli Kadri Şençalar beyin bestesiyle KONYA hakkında hafızalara yer eden “yeşil olur şu konyanın meramı” şarkısındaki meram kelimesinin yerine “ereğlisi” yazılsa mana ve besteden hiç bir şey eksilmeyeceği gibi Ereğli ilçemizdeki yeşilliğin tüm tonlarıyla birlikte kiraz ve meyve bahçeleriyle kimse alınmasın ama Meramın yeşilliğine bile fark attığı kanaatindeyim. Nasrettin Hocamızın dediği gibi fikrime katılmayanlar 1-1.5 saatlik bir yolculukla Ereğli kentine misafir olarak meraklarını giderebilirler. Son söz TYB Konya Şubesinin Ereğli gezisine katılan herkes günün sonunda birbiriyleriyle teneffüs edilen baharın, yeşilin ve “nitelikli bir zamana” katılmanın verdiği gönül huzuru ile metropolün dağdalı, koşuşturmacalı karmaşasına döndüler ve “tebdili-i mekanda ferahlık vardır” düsturuna elhak tecrübeyle sabittir dediler.
(1) Ahmet Hamdi TANPINAR' ın beş şehrinde Konya üçüncü sırada okuyucuya takdim edilmektedir.
*** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** ***
Aşk mı, Ereğli mi? Her hafta cep telefonuma gelen bir mesaj vardır: “TYB’nin …. programına.. davetlisiniz.” Uzun zamandır hayatımda olan iki isim bıkmadan usanmadan çeşitli kültürel etkinliklere beni davet ediyor: Sayın Ahmet Köseoğlu ve M. Ali Köseoğlu. Çoğuna katılamasam da –Özür dilerim- ara sıra nasiplenmek için uğruyorum. Bu hafta sonu da Ereğli’deydik. Otuzu aşkın Konyalı gazeteci-yazar ve eşlerinden oluşan bir ekip, Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi’nin öncülüğünde düzenlenen kültür gezisinde buluştu. İvriz’den tutun da At çiftliklerine kadar gezmedik yer bırakmadık. Benzeri bir geziyi daha önce de Beyşehir’e düzenlemiştik. Her ikisi de çok zevkliydi. Hoş sohbet geçen iki saatlik yolculuğun ardından ilk durağımız İvriz oldu. Selçuk Üniversitesi Araştırma görevlisi Gülay Apa ve Ereğlili meslektaşlarımızın refakatinde gezdiğimiz en güzel mekan İvriz Tarım Kaya Anıtı’nın çevresiydi. Anıtın birkaç yüz metre ilerisinden kaynayan dere, bölgenin yeşillenmesine ve piknik alanı oluşumuna neden olmuş. Öğle yemeğindeki balık ikramına bayıldım. Bacanağımla yediğim ilk gezi yemeği olarak kayıtlara düştüm ayrıca. İvriz’deki ilk yazılı Tarım Kaya Anıtı Tuwana Krallığından kalan önemli bir tarihi eser. Kitaplarda da gördüğünüz kabartmayı Bereket tanrısı Tarhundas’a karşı ibadet eden Kral Warpalawas yaptırmış. “Ne ileri görüşlü bir adammış” dedim içimden. Yıllar sonra bizim buraya geleceğimizi nasıl akıl etmiş. Meşhur oldu anlayacağınız (!). Sonraki durağımız Meslek Yüksek Okulu’ydu. Müdür Bey’le olan kısa sohbette anladık ki Ereğli’nin il olmaya Yüksek Okulun da Fakülte olmaya ihtiyacı var. Sıkıntılar buraya sığmayacak kadar fazla. Çözüm belli. Ulu Camide öğle ve ikindi namazını kıldıktan sonra Rüstem Paşa Kervansarayı ve Bedesten ile gezinin büyük bölümünü tamamladık. Kervansarayın restorasyonundan sonra içinde oturmak istemeyen sarrafların yerine gelen esnaf tarihi havayı bozmuş. Kelimenin tam anlamıyla bu bir facia. Caminin yapımı çok ilginç geldi bana. Önce minare gözetleme kulesi olarak Selçuklu Sultanı I.Mesut tarafından inşa edilmiş sonra Karamanoğlu Mehmet Bey tarafından yanına cami yapılmış. Ereğli Kwanjin Kardeşlik Parkı’ndaki Kore Kamelyası ile Atatürk Kültür Parkı’ndaki muhteşem at şovunun ardından Camlı Konak’taki Ereğli Belediye Başkanı Ahmet Özdoğan’ın verdiği akşam yemeği geziye koyduğumuz son noktaydı. Sayın başkana ve gezi boyunca bize eşlik eden tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum. Gezi yoğun bir haftadan sonra iyi geldi. Konya’da 150 metrekare bir evde hafta sonunu geçirmeye gönlüm razı olmadı. Belki Meram’da bir sabah kahvaltısı olabilirdi lakin Ereğli’nin daha iyi bir tercih olduğunu şimdi anladım. Bu tür kültür gezilerine ihtiyacımız olduğu kesin. TYB Konya Şubesinin organize etmesi büyük bir fırsattı gazeteciler/yazarlar için. Hem stres attık hem yeni yerler gördük. Başkan Ahmet Köseoğlu ve ekibine teşekkür ediyorum. Devamı gelecektir umarım bu gezilerin. Aşk bu yazının neresinde diyenlere cevabım; Aşk Ereğli’nin kendisindeydi. Rüzgarla salınan kavak ağaçları arasındaki at toynaklarının sesindeydi. Her yerinden kaynayan İvriz Deresi suyunun hayal tadındaki köpüklerindeydi. İvriz kabartmasında tanrısına ibadet eden kralın elbisesinin kıvrımlarındaydı. Aşk Ereğli’nin kendisindeydi. Sorunun cevabı tabi ki Ereğli : ) Zaten o yol da aşka çıkmıyor mu? *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** ***
GÜZEL EREĞLİM
Tarihin sular ile yarışır Kuru bedene can karışır Güzel yeşil Ereğli mde
Balık ızgara yedim kan buldum Bir yudum suda can buldum Adam gibi başkan buldum Güzel yeşil Ereğli mde
Dokuz yüz ellide savaş olmuş Bu gün Ereğli dostluk kurmuş Pastadaki pay sana gelmiş Koreden güzel Ereğli mize
Yapmışlar bir kore parkı Belli oluyor yapı farkı Güzellik ile dostlukları Vemişler bak Ereğli ye
Ulu camisine vardım Hakkın divanına durdum Öğle namazımı kıldım Bu güzelim Ereğli mde
Camide kemerli sütunlar Selçuklunun eseri bunlar Yanında kervan saraylar Vardır yeşil Ereğli mde
Geldik Atatürk parkına Takıldık doğanın çarkına Doğal hayatın tadına Doyulmuyor Ereğli mde
Uçsuz bucaksız yeşil park Her taraflar temiz ve pak Bir lokanta çamlı konak Hizmet sunar Ereğli mde
Burada gezdik harayı Yayılırdı koşu atları Alnı çakal sekili ayakları Şahlanıyor Ereğli mde
Muhterem Yaşar palalı Ereğli li gönül insanı Belediye başkan yardımcısı Hizmete aşık Ereğli mde
Bilgisi beyninde ilçenin Kültür müdürü fethi ertekin Hizmet bir ibadettir beyim Diyeni gördüm Ereğli mde
Çok değişik mimarisi Sanırım ilçenin incisi Duyun çamlı konak ismini Güzel yeşil Ereğli mde
Parklarında yürüyoruz Güzellikleri görüyoruz İyi dostluklar kuruyoruz İnsanlarla Ereğli mde
Suyun yeşilliğin çok zengin Sanırım yoktur eşin dengin Rabbim her şeyi buramı verdin Gördüm yeşil Ereğli mde
Gurup gurup oturuldu Yazar şair otağı kuruldu Gönlüme ilhamlar doldu Güzel yeşil Ereğli mde
Eşler çifter çifter gezer Çiçeklerin güzel süzer Havuzlarında ördek yüzer Cana can katan Ereğli mde
Büyüksün otuz altı ilden Büyülendim güzelliğinden Buram buram tarihinden Etkilendim Ereğli mde
Büyük küçük fabrikaların Çok verimli toprakların Ünlü beyaz kirazların Vardır güzel Ereğli mde
Bu şair İsmail im yazdı Gönlü Ereğli de gezdi Seni şiir şiir süzdü Aklım kaldı ereğli mde
Şairim coştu bakıyor İçime ilham akıyor Akşamın seri ni yakıyor Ereğli min her yerinde
Bir çok atılım yapılmış Yeni polis okulu açılmış Doğal gazada ulaşılmış Güzel yeşil Ereğli mde
Toplu konut binalar yapar Meslek yüksek okulları var Açılmış bulvar lar yollar Güzel yeşil Ereğli mde
Güzel ak göl kuraklaşmış Bütün kuş türleri kaçmış O yöreye hüzün basmış Güzel yeşil Ereğli mde
Yapmacık olsam bilinir Yalandan söylesem gülünür Kağıda yazsam silinir Seni kalbime yazdım EREĞLİM. *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** ***
|
||
|