Emsu’nun Peri Teyzesi, Hadim’den kısa süre önce ayrılarak Çardak Müftüsü olarak göreve başlayan imam hatip lisesinden sınıf arkadaşım Ahmet Demirel’i ziyarette iken aradı. Onunla belki birkaç kez telefonla görüştük,Ümit Meriç Hanımefendiyi Yazarlar Birliği’ne davet ettiğimizde oluşan halkada sohbet ettik, o kadar. Bir Nihan Heybe’nin, sevgili dostum Ahmet Aka’nın yönetmeni olduğu Çimke Yayınları arasından çıktığını, bundan sonra da her ay bir kitabının çıkacağını, daha benim şaşırmama fırsat vermeden “her aya bir kitap fikrinin fevkalade olmasa da, kendi içinden bunu onayladığını” uzun uzun anlattı. Kitabı mutlaka, Konya’ya geldiğimde edineceğimi imaya çalıştığım cümlelerimi de tamamlamama fırsat vermeden adresimi istedi. “Yazarlar Birliği’nden Yusuf’a bırakırsanız” diyecek oldum, babası ile ilgilendiğinden evden çıkamadığını, kargo ile göndermesinin çok daha kolay olacağını söyledi. Müftü dostum Ahmet Demirel’in vaaz kürsüsünden cemaate “Mutlaka kitap okuyunuz. Çocuklarınız sizlerin elinde kitap görürlerse onlar da okuyacaklardır. Çocuklarınızın edinmesini istediğiniz her güzel alışkanlığı önce siz sergilemelisiniz” tavsiyelerini Perihan Hanıma anlattığımda, çok heyecanlandı. Bu defa onun da adresini yazmamı, kitap dostu insanlara dair rivayetleri duymaktan ne kadar memnun olduğunu, günümüzde yine sadece kitaplarda okuyabileceğimiz bir zarafetle hissettirdi.

***
Halit Ziya Uşaklıgil’in “Ferhunde Kalfa”sını ve Sabahattin Ali’nin “Isıtmak İçin” öyküsünü saymazsak, -çünkü bunları (Isıtmak İçin’i sevgili dostumNisan Kumru’nun sesinden) sesli kitap olarak dinledim- bu yıl okuduğum ilk kitap Bir Nihan Heybe oldu. Aslında kitabın isminden, biraz önce kendisiyle temasımızın ne kadar az ve öz olduğuna işaret ettiğim, oysa özellikle Merhaba Gazetesi’nde yazılarını okuduğum Perihan Akçay‘ın kendisinin de “bir nihan yaşam” sürdüğüne kani oldum. Kendisiyle ilgili hislerime ‘İlknur’ yazısındaki şu cümleler yakışır:
“Tuhaftır. Mükemmel yaratılmış insanların farkında olarak, hatta pek de yakınlarında yaşarsınız. Ama onlar ebedi yolculuklarına çıkıncaya kadar, koşuverip de yanlarına;
“-Sen benim için çok özel dostsun.” demeyi hep yarına ertelersiniz.”
Çok şükür Perihan Hanım hayatta. “Siz bizim için çok özelsiniz” diyememişsek de kitabı vesilesiyle ima etmeyi becerebildik, çok şükür. Oysa daha birkaç gün önce, 38 yaşında hayata veda eden mütebessim suret, güzel insan Abidin Özkan kardeşime pek tabi hak ettiği pek çok şeyi söyleyemedik.
***
“Perihan Hanım 60 yaşında bir çınar” diyecektim ki, onun kendisini meşe ağacına benzettiğini hatırladım. Ancak 50 yaşından itibaren meşe palamudu verebilen bu ağaç gibi, yazarlık hayatının 40. yılında, bir annenin çocuklarının saçlarını okşadığı duyarlılıktaki kaleminin meyveleri; bu kitaplar ve ilki Bir Nihan Heybe.
Neler yok ki bu heybede; bir Konya hanımefendisi olarak yetiştiği Meram’da, üstelik Meram’ın zarafetiyle Konya ve Konyalının olumsuzluklarını söylerken bile -ürkeklik demeyeyim ama- çok sevdiği bir kalbi kırma telaşıyla söylüyor. Diyor ki hemşehrilerine; “Ayın görünmeyen yüzü gibidirler.”
***
Yetiştiği evin misafirlerinden gönlünün misafirlerine kadar bir dizi mümtaz insan… Kimler yok ki; Necip Fazıllar, Şule Yüksel Şenlerler, Ümit Meriçler, Mehmet Şevket Eygi’ler. Sonra sıradan değil ama sırdan insanlar; Emsu, İlknur, Yaşar Efendi, Yakup İnce Bey… Daha kimler ve neler… Ama bir siyasetçi, bir varlıklı iş adamı, bir heyecansız satır yok.
O kadar içindeyim ki Bir Nihan Heybe’nin, daha çok şeyler yazacağım. Mioristayı duymaya çalışarak yalnızca şunu söylemek istiyorum:
-Perihan hanım; ne harika kaleminiz var.

M.Ali Köseoğlu yazdı.